• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://tr-tr.facebook.com/tibbibitkileridogrukullanmarehberi
  • https://twitter.com/bitkisandigi


Diplomalı Aktarlık ve Tıbbi ve Aromatik Bitkiler

Artık her şeyin ticari bir meta olarak alınıp satıldığı bir sistemde öncelik "sadece satmak" üzerine kurulu. İçerik, kalite, etik değerler, sistem altında ezilerek içi boşaltılan ve değersizleştirilen birer söylem haline geldi. Böyle bir ortamda "yüzde yüz bitkisel" adı altında bitkilerden nasibini alamamış ürünler "ticari değer!" ifade etmeye başladı. Her yıl yeni bir bitki iştahı kabartan sloganlarla pohpohlanarak ürüne dönüştürüldü. Ve her yıl meşhur edilen bitki ile ilgili n tane ürün çıkarıldı. "Zayıflama ve afrodizyak" gibi yine vahşi kapitalist sistemin hedef pazarına yönelik ürünler hazırlandı. Afrodizyaklarda sildenafil sitrat, zayıflatıcılarda sibutramin maddeleri gizlice kullanıldı; adına bitkisel dendi; bitkilere güven zedelendi. 

Bitkilerin adını duymaktan rahatsız olan meslek grupları  "Bu iş bizim hey, orada durun, bu lokmanın gerçek sahibi biziz" nidalarıyla yer kapma yarışında yerlerini almaya başladılar. Hatta bazı hekimler adlarına TV kanalı bile kurdu. Dinin özünden nasibini alamamış "doktor kılıklı zatlar", dini içerikli yayınlar hazırlayarak müşteri avına dahi çıkacak kadar vicdanlarını körelttiklerine de hayretler içerisinde tanık oluyoruz. Dini içerikli yayın esnasında, ekran altında spot olarak "Cinsel güç arttırıcı bilmem ne ürünü: 99 TL" reklamını geçirecek kadar da vicdanlarının körelmiş olduğunu görmekteyiz. Yine "her nedense" bu tür yayınlar şu aralar tüccarlığa soyunan dini içerikli yayınlar yapan kanallar tarafından yayınlanıyor. Biraz düşünebilsek..  

Bilimin "B"sinden nasibini almamış "bilim adamları!" çıktığından beri aktarlık / attarlık mesleği nitelik açısından giderek seviyesi düşmeye başladı. Bundan 10 yıl öncesinde bu kadar istismar yoktu. Bu şahıslar dini argümanlarla din bezirganlığı yapmaktan da çekinmediler. Bu şahıslara her nedense Sağlık Bakanlığı yerine Ticaret Bakanlığı yanıltıcı ve tedavi içerikli reklamdan dolayı ceza verir. Bu cezalarla ilgili de bilime halk nazarından baktıkları için bu cezaları aldıklarını öne sürerler. Standart söylemleri de şudur:"Çalışan, üreten ve Anadolu'nun değerlerine sahip çıkan bilim adamının önü kesilmeye çalışılıyor."

Çok değil 10 yıllık bir süre içerisinde bu noktaya geldi. Hele hele son 5 yıl giderek de sadece ticari kaygılarla bu işler yapılmaya başlandı. 

Bu meslek grupları güçlü lobileri sayesinde de alttakilerin canı çıkması umurlarında olmayacak düzenlemeleri yapmaya / yaptırmaya koyuldular.

Burada esas üzerinde durulması gereken konu işte tam da burada başlıyor. Bir kısım diğerini eğitimsizlikle suçluyor. Ancak eğitimli olan da olmayan da bu nitelikleti ürünleri bulundurmayı bırakın satmaktan hicap duymuyor. Aktarda satılıp öldürdüğü söylenen sibutramin katkılı ürünlerin eczane camlarında boy boy reklamlarını görmeyenimiz yoktur herhalde. Yani sistem amacı para kazanma üzerine kurduğundan hizmet sunulan zemin eczane veya aktar fark etmiyor. Elini yüreğine koyup "bu doğru mu" sorusunu soramadığımız bu iki ortamda da bir fiil çalışarak deneyimleme imkanım olmuştu. Yazdıklarımı bu cihette değerlendirin lütfen.

İyiler kötülere göre sayıca fazla. Ancak kötüler baskın olduğundan iyilerin sesi çıkamıyor. Kötüler kötülükte birlik içerisnde hareket ederken iyiler neden iyilikte birleşip iyiliği ve iyiyi yayamaz?

Bizim konumuz olan "diplomalı aktarlık" artık bir zorunluluk. Lokanta açmak için bile bir yeterlilik isteniyor malum. Ancak "kapat kurtul" mantığı ile bu sorun çözülemez. Buna en güzel örnek sanıyorum Eczane Teknikerliği bölümleri. Halihazırda eczanelerde görev yapan kalfalar belirli bir tarihten sonra sadece eczane teknikerlerinden oluşacak. O tarihe kadar, halk eğitimler aracılığı ile düzenlenen kurslarla sertifika alanlar eczanede görev alabilecek. Buna emlakçıkları da örnek verebiliriz. Aktarlık açmak 1985 yılında çıkan kadük bir genelgeye tabi. Ve hiçbir yeterlilik te istenmiyor. Düzenlemeye bir tarih konulmalı ve o tarihten sonra aktar açmak için Tıbbi ve Aromatik Bitkiler bölümü diploması şartı getirilmeli. O tarihe kadar da imkanı olanlar diploma için okumalı ve Sağlık Bakanlığı'nın açacağı kurs veya sertifika programı ile yetki belgesi alanlar açabilmeli. Bu mevcut işini doğru yapan aktarları da koruyacak bir yöntem olabilir. Çünkü bir yeterliğe tabi olmadığı için her köşe başında ne idüğü belirsiz dükkanlarla dolmaya başlar. Birkaç kitap karıştırıp aktar dükkanı açan veya paradan başka bilgisi olmayanların açtığı aktar dükkanları ehil aktarlara en büyük zararı mesleği itibarsızlaştırarak vermektedir.

 "Mevcut hakları birinden alıp diğerine vermek" soruna çözüm getirecek midir? Tabii ki hayır. Asıl mesele memleketimizin tabii değerlerini memleketimize yaraşır ürünlerle değerlendirebilmek olmalı. 

 

Nazım Tanrıkulu

  
10984 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam182
Toplam Ziyaret512135